YAZARLARIMIZ
Anket

Ömer Faruk Bilgili
GENÇLİK
GENÇLİK
İnsan hayatının "gençlik dönemi" olarak belirlenen 15-30 yaşları arası, ömrün en önemli devresi, umut ve enerji dolu en güzel mevsimidir. İnsan; geçimini sağlayacağı işini, hayatını paylaşacağı eşini bu dönemde seçer. Önemli değer ölçülerine, dünya görüşüne ve şahsiyet çerçevesine bu devrede kavuşur.
Gençlik, milletlerin geleceği ve en önemli gücüdür.Yarınlarımızı emanet edeceğimiz gençlerimizi geleceğe hazırlamak, onları îmanlı, ahlaklı ve hayırlı birer insan olarak yetiştirmek,topluma kazandırmak, zararlı ve kötü alışkanlıklardan sakındırmak, güzel davranışlar kazandırmak, yüklendikleri sorumlulukları ve görevleri öğretmek en önemli görevimizdir.Yüce Dinimiz İslam, gençlerin yetiştirilmeleri, sorunlarının anlayış ve hoşgörü ile çözümlenmesi konusunda ana-babaya, topluma ve eğitimcilere büyük sorumluluk yüklemektedir. Çocukluk ile yetişkinlik arasında bir geçiş dönemi olan gençlik devresinin birçok güzellikleri bulunduğu gibi, çözüm bekleyen birçok problemleri de vardır.
Bu problemlerin başında gençliğin ihmal edilmesinden kaynaklanan; alkol, sigara, uyuşturucu bağımlılığı; satanizm, ateizm, terörizm vb. zararlı akımların ve misyonerlik propagandalarının etkisine girme; hırsızlık, kumar ve fuhuş gibi ahlaki çöküntünün yayılması gelmektedir. Ayrıca aşırı eğlence düşkünlüğü, dünyada olup bitenler hakkında bilgisizlik ve ilgisizlik, bilinçsiz bilgisayar ve internet kullanımı, şiddete yöneliş, müstehcen neşriyat, tüketim çılgınlığı ve daha nice problemler...
Terör örgütleri, bir yandan kandırılmış gençleri insanlık dışı eylemleri için silahlandırırken, diğer taraftan da gençliği uyuşturucu, alkol vb. ile zehirleme ve tesirsiz hale getirme planını uygulamaktadırlar. Taklit, özenti, kötü arkadaş, aşırı lüks ve eğlence düşkünlüğü, macera hevesi ve mutsuzluk gibi sebepler insanın kötü alışkanlıklar edinmesine ve bağımlı olmasına sebep olur.
Manevi boşluk, inanç zaafı, bozuk aile ilişkisinden kaynaklanan ilgisizlik ve sevgisizlik duygusu,gelecek karşısında güvensizlik ve kaygılar, gençleri sıkıntıya ve yalnızlığa itmekte, bundan kurtuluş için de uyuşturucuya ve alkole başvurmaktadırlar.
Anne-baba ve yakınları olarak onların sıkıntıları ile ilgilenmeliyiz, düzenli olarak onlarla konuşmalıyız. Onlara duyduğumuz sevgiyi sık sık dile getirmeli ve her an yanlarında olacağımızı söylemeliyiz. Başlarına gelebilecek tehlikeleri onlara açıkça anlatmalı, kimlerle arkadaşlık yaptıklarına bilhassa çok dikkat etmeliyiz.
Gençliğimizi ciddi bir ahlaki ve kültürel erozyona uğratan tehlikelerden biri de bilinçsiz internet kullanılmasıdır.İnsanoğlunun bilgiye ulaşmasında çığır açan yüzyılın buluşu ve çağımızın bir gereği olan bilgisayar ve internet, kuşkusuz çocukların ve gençlerin hayatında yer amalıdır.Başta eğitim ve iletişim olmak üzere çok çeşitli alanlarda yararları açık olan internet, aynı zamanda çocuklar ve gençler için bir takım olumsuzlukları, hatta tehlikeleri de beraberinde getirmektedir.İnternet kafelerde veya bilgisayar başında öğrencilerin, derslerini ihmal ederek özellikle şiddet içeren oyunlarla ve sohbetle çok vakit geçirmeleri sonucunda okul başarısında ve sosyal hayatlarında olumsuz etkilenmeler meydana gelmektedir. Hatta bazı öğ-renciler psikologdan yardım alması gerekecek düzeyde bağımlı hale gelebilmektedir.Ailelerin bu yeni teknolojiyi tam olarak tanımamaları veya gerekli özeni göstermemeleri yüzünden çocuklarımız, bu sanal ortamda adeta zehirlenmektedir.
Gençlerimizi dinî ve millî değerlerimize göre yetiştirir, ailevî, ekonomik, kişisel sorunları ile yakından ilgilenir,özellikle ruh sağlıklarını bozucu her türlü etkiden korursak, geleceğimizden o oranda emin oluruz.Peygamber Efendimiz (sav)’ " Her insan İslâm fıtratı(İslam inancına meyilli) üzere doğar. Onu Mecûsileştiren, Hristiyanlaştıran ve Yahudileştiren anne-babasıdır. "( Buhari, Zekat ,16) sözleriyle, karakter ve inanç yapısının oluşumunda, aileden başlayıp sosyal çevreye ve eğitim kuruluşlarına kadar uzanan bütün safhalarda terbiyenin rolünü vurgulamıştır.
Peygamber Efendimiz (sav),hiç bir gölgenin bulunmadığı Kıyâmet gününde, Allah'ın, arşın gölgesinde barındıracağı yedi (sınıf) insandan ikincisinin “ Rabbına kulluk eden temiz bir hayat içinde serpilip büyüyen genç...” (Müslim, Zekat, 91)olduğunu bildirerek , "Herkes kendisine Kıyamet günü; Ömrünü nerelerde tükettiği, gençliğini nerelerde yıprattığı, malını nereden kazanıp nerelerde harcadığı ve bilgisi ile neler yaptığına dair beş soru sorulmadıkça Rabbının huzurundan hiç bir yere ayrılamaz. " (Tirmizi, Kıyame, 1) buyurmuştur.
Şu halde , gençliğimize sahip çıkarak onları sağlam bir inanç ve köklü bir millet sevgisinde yoğunlaştırmalıyız. Hz.Ali (ra)’ın bir sözünde: "Sıhhatini, kuvvetini, istirahatini, gençliğini, canlılığını, zenginliğini unutma. Zira bunlarla âhiretini talep edeceksin."( Taberi,M.Beyan)
Tüm Yazıları
- TATİLDE CAMİ-ÇOCUK VE KUR’AN BULUŞMASI
- BİRLİK-BERABERLİK ÜZERİNE
- GENÇLİK
- AİLEDE DEVAMLILIK
- TRAFİK KAZALARI VE İÇKİ
- ADAB-I MUAŞERET
- Çanakkale Şehitlerine
- İSTİKLAL MARŞI – MEHMET AKİF ERSOY
- İÇKİ BÜTÜN KÖTÜLÜKLERİN ANASIDIR
- DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI
- MEVLİD KANDİLİ
- VEDA HUTBESİ
- SELAMLAŞMA
- YAPILAN İYİLİKLERİ BAŞA KAKMA
- HAMD VE ŞÜKÜR
- HAK VE SABIRDA ÖĞÜTLEŞME
- ZAMAN BİLİNCİ
- CUMHURİYET FAZİLETTİR
- HUZURUN YERİ, AİLE
- 1-7 EKİM CAMİLER VE DİN GÖREVLİLERİ HAFTASI



Adnan SARAL
Celal Bozkurt
Coşkun Karabulut
Nuri Kıvrak
Nuri Kuzugüdenlioğlu