YAZARLARIMIZ
Anket

Nuri Kuzugüdenlioğlu
ATATÜRK’Ü ANLAYABİLMEK (2)
ATATÜRK’Ü ANLAYABİLMEK (2)
Daha öncelerde yazmıştım. 1985’e kadar 5-6 defa Avrupa’ya gitmiştim. Son olarak 1982’de gitmiştim. Dönüşte NİŞ’ten güneye, Kumanova’yı geçip, Üsküp’e yol almıştık. Etraf çok güzeldi. Toprak bereketli, sanki bizim Bursa tarafını andırılıyordu. Yolda minaresi yıkılmış, damı ot bürümüş, virane camiler görünce çok derinden kalp ağrısı duymuştuk. Demek bizimkiler buralardan geçmişlerdi. Yahya Kemal’i anmıştık: (Makedonya idi buraları)
“Binatlı akınlarla dönmüştük…”
Bu yerlerden…
Bazen da taaa!... uzaklarda, dağ eteklerinde BEYAZ minareler görünüyordu. Hala oralarda Türkler, dindaşlarımız yaşıyorlardı. İçimiz yanarak Üsküp’e varmıştık. İnsan dışarıya çıkınca bir başka oluyor. Üç gün içinde, insan, vatan hasreti ile tutuşuyor, hele bu yerler, Makedonya, Üsküp, Manastır gibi yerler olursa. Atalarımız yüzyıllardır buralarda at oynatmışlar, hanlar, hamamlar, çeşmeler yaptırmışlar. Köprüler kurmuşlar ve Müslüman damgamızı camilerimizi yerleştirmişler, insan onları görünce kardeşini görmüş gibi seviniyor. İstanbul’u bilenler görmüşlerdir. Osmanlılar Bizanstan aldıkları İstanbul’u tam bir Türk ve Müslüman başkenti yapmışlar. Hele Sinan, Kocasinan, İstanbul’un hakim tepelerine Süleymaniye’yi, Şeyzade Başı’nı, su kemerlerini dikmiş ve Allaha yükselen minarelerini kurmuştur. Daha nice muhteşem binalar, hanlar, hamamlar vardı. Çeşmeler su verirdi insanlara.
Eskiden beri düşünürdüm. Bu dünyaca ünlü Osmanlı eserlerinin öndeki kitabeleri veya devrin SİMGESİ armalar veya yazılarla sıvanmış veya bir bakır levha ile kapatılmış. Mesela Beyazıt’taki eski Harbiye binasının önündeki o muhteşem kapısı ve üzerindeki yazıları ancak, sanırım, 1950’den sonra açılmıştı. Niye gizleniyor diye çok düşünmüştüm. Eğer bu eserler övüneceğimiz ata yadigarı bir sanat eseri idi ise niye saklıyordu? Yok istenmeyen bir şeyler ise niye koruyorduk derdim ve şaşardım…
Bir gün Eminönü Halk Evi’nde (zaten o zamanlar hep böyle toplantılar, edebi tartışmalar, bilimsel bir araya gelmeler bu halk evlerinde, özellikle Eminönü Halk Evi’nde yapılırdı. Hem merkezi yerde, hem de bizim YURD’A yakındı. Sanırım muallimler günüydü. Toplantının bir arasında koridorda, cerrahi hocamız Kazım İsmail Gürkan’ı gördüm. Yanına giderek yukarıda şaştığım olayı sordum ve bir izahını istedim, O da bana yanındaki adamı işaret etti. Sanırım yanındaki bir tarihçi idi. O da:
-“Delikanlı tarihte buna benzer olaylar çok olur. Geçicidir. 1789’da Büyük Fransız İhtilali’nin başında birçok Fransız Kralı’nın mezarı tahrip edilmiş, kemikleri sağa sola atılmıştı. Zaman geldi, bu kemikler toplanmaya ve tekrar yeni mezarlar yapılmaya başlandı. Kemikleri bulunmayanları da HAYALİ mezarlar yapıldı.” demişti. Bazen hem öğrenmiş, hem de dersimi almıştım. Atatürk bizi ecdadımızdan koparıyor diyorlardı, düşmanlık edenler. Demek koparmak istemiyormuş. Sadece bir müddet unutturmak istiyormuş. Eğer koparmak isteseydi o eserleri tamamen kaybettirirdi. Bir zaman için üstlerini örtüyor ve palaka ile kapatıyormuş. Zaten tarihe saygı duyan yeraltındaki eski sanat eserlerini kazı ile ortaya çıkarılması için ödenek koyan, Avrupa’ya bu konuda yetişmeleri için öğrenci gönderen uygar bir insandan da başka şey beklenmezdi.
Geçenlerde Yeniçağ’da Hasan Demir’in güzel bir yazısı çıktı: Yer TBMM. meclisi, Tevhidi Tedriat, (Öğrenim Birliği Yasası) ve tekkelerin, zaviyelerin vs. kapatılması konuşuluyor. Söz isteyenlerden biri de onları savunan arkadaşı Hamdullah Suphi. Atatürk, bir ara yavaşça Hamdullah Suphi’ye: “Sen karşı çıkma, 10 yıl sonra hepsini tekrar açarsın…” demiş.
Atatürk’ün bu sözü benim Eminönü Halk Evi’nde tarihçi olduğunu sandığım hocayı hatırlattı. Demek Atatürk de eski eserleri, aramalarını, sadece GEÇİCİ olarak kapattırıyordu. Bir gün gelecek açılacaktı… Zaten Atatürk bir konuşmasında:
“Gençlerimiz milli değerleri bilecekler. Atalarını tanırlarsa daha büyük eserler yapmak için kendilerinde güç bulacaklardır” diyordu.
Ah!... Atatürk! Sen ne büyüksün. Senin anlamak için önce Türk, sonra tam adam olmak gerekiyor. Seni anlamak o kadar zor değil, sadece gerçekten vicdan sahibi insan olmak gerekiyor.
Tüm Yazıları
- TÜRK DÜNYASINDA BİR ÇINAR DEVRİLDİ -2-
- TÜRK DÜNYASINDA BİR ÇINAR DEVRİLDİ
- MENDERES AİLESİSİNİN ACIKLI SONU VE HALK SEVGİSİ
- HER İKTİDAR İNSANA YATIRIMI ÖNE ALMALIDIR
- NASIL İNSANLAR OLDUK YARABBİ…
- MEHMET AKİF’İ 27 ARALIK’TA ANDIK
- MEHMET AKİF’İ 27 ARALIK’TA ANDIK
- NASIL İNSANLAR OLDUK YARABBİ…
- ÜÇ KOYUNU GÜDEMEYEN DEVLET ADAMI MI OLUR?
- CHP. ATATÜRK’ÜN PARTİSİYDİ, YA YENİ CHP.Yİ KİM KURDU?
- SEÇİMİN GALİBİ KİM? BİLENİNİZ VAR MI?
- BİR ZAMANLAR MAZİYE BAK NE KADAR ŞENDİK???
- DEMEK İNSAN BÖYLE OLUYORMUŞ…
- DİLİMİZİ SEVİYOR MUYUZ?
- 19 MAYIS’IN 92. YILINI KUTLADIK
- YABANCI DİL ÖĞRENMEK BİR ARAÇTIR-HİÇBİR ZAMAN AMAÇ OLAMAZ -2-
- YABANCI DİL SADECE BİR ARAÇ OLMALI ULUSAL BİR AMAÇ OLMAMALIDIR
- UYGARLIK SİMGESİ OLARAK GÖRÜNEN İNGİLİZLERİN ZALİMLİĞİ -2-
- UYGARLIK SİMGESİ GÖRÜLEN İNGİLİZLERİN ZALİMLİĞİ -1-
- CHP’NİN YENİSİ?
- YABANCI HAYRANLIĞI
- LİBYA’YA SALDIRAN HAÇLI KOALİSYONU–2-
- LİBYA’YA SALDIRAN HAÇLILAR -I-
- DAĞLIOĞLU ADINDA BİR ÖĞRETMENİMİZ VARDI
- ÇANAKKALE ZAFERİ
- NE YEDİĞİMİZİ VE NE YEDİRDİKLERİNİ BİLİYOR MUYUZ?
- KADINLARIMIZ VE KADINLAR GÜNÜ
- UMUT ŞU DAĞIN ARDINDA…
- TÜRK OLAN TÜRKÜM DEMEKTEN NİYE GOCUNSUN Kİ…
- HALKIMIZ ÖZGÜRLÜĞE DEĞER VEREBİLİYOR MU?
- TÜRK HALKI ÖZGÜRLÜĞÜ ANLIYOR VE SEVİYOR MU?
- ATATÜRK’E DUYULAN ÖLÇÜSÜZ KİN TÜRK KANI TAŞIYANLARIN OLAMAZ
- YAPILACAK SEÇİM MİLLET İÇİN UMUT OLABİLİR Mİ?
- ATATÜRK’Ü ANLAYABİLMEK (2)
- ATATÜRK’Ü ANLAYABİLMEK
- İNSANLAR NİYE AĞLARLAR?
- GÜLERİZ AĞLANACAK HALİMİZE
- ATATÜRK HİÇ BİR ZAMAN MİLLETİNE YALAN SÖYLEMEMİŞ, ALDATMAMIŞTIR



Adnan SARAL
Celal Bozkurt
Coşkun Karabulut
Nuri Kıvrak
Ömer Faruk Bilgili