YAZARLARIMIZ
Anket

Nuri Kuzugüdenlioğlu
KADINLARIMIZ VE KADINLAR GÜNÜ
KADINLARIMIZ VE KADINLAR GÜNÜ
8 Mart Kadınlar Günü olarak kutlandı. Bu vesile ile TV. kanallarında ve gazetelerde kadınlar ve kadın hakları konusu enine-boyuna işlendi. Kimi kadınlarımızın erkeğe eşitlik haklarının, seçme ve seçilme haklarının dünyanın UYGAR geçinen İsviçre’nin 1970’li yıllarda, Fransa’da 1947’lilerde verildiği halde bizde 1926 medeni kanunla ve siyasi haklarının da 1930’larda verildiği övünerek söylendi. Elbette doğrudur. Çünkü o zaman Atatürk vardı ve Atatürk, Türk kadınının dünyanın en fedakâr, en şerefli kadınları olduğunu bizzat görmüştür. Kınalı kuzuları Çanakkale’ye işte o kadınlar büyütüp, kınalayıp yollamıştı.
Bazıları da hala bazı odakların kadınları hor gördüğünden, onları işe almadığından ve ikinci bir sınıfmış gibi baktığından yakındı. Son yıllarda habire bir GÜN kutluyoruz. Yok ŞUGÜN, yok BUGÜN diye neredeyse takvimde GÜN kalmayacak kutlanmadık. Hani “deliye hergün bayramdır!...” derler ya iyi de bazı günlerin kutlanması da biraz acayip oluyor. Mesela bir DEMOKRASİ günü kutlasak. Bizde arzu edilen ve aslına uygun yahut adına uygun demokrasi var mı ki kutlayalım demezler mi? Bunun gibi bir BAĞIMSIZLIK günü veya bir işçi hakları günü vs. bunlara benzer daha nice örnekler verilebilir.
Bir zamanlar, 1946 çok partili yaşama geçtiğimiz zamanlar İstanbul’da habire DERNEK kuruluyordu. Sanırım Aziz Nesin’in olacak bir öyküsü vardı. Adı köprü üstünden denizi seyredenler derneği idi. Ne lüzumlu dernek değil mi?..
Ama KADIN!... Kadın denince, ilk olarak, ANAMIZ akla gelir. Sonra da Anadolumuz. Koyu dindarlarımız yüce peygamberimizin Ana’ya, dolayısıyla kadına verdiği değeri akla getirmeden kadın sadece evinde olmalı, tarla gibi sürülüp, ekilmeli diyorlar. Çocuk doğurmak da kadının elbette ki görevidir ama onu yaparken, ondan daha önemli görevler geliyor. Kadın ailenin temelidir. Erkek direği ise yuvayı yapan, yaşanacak yer haline getiren, çocukları aileye, ait olduğu millete layık, namuslu, kişilik sahibi, törelerine bağlı birer şerefli üye olarak besleyen büyüten, eğitip, yetiştiren ANA’dır. O erkeğinin yanındadır. Mutluluğu ve acıyı onunla paylaşır. Ona destek olur. Bu TÜRK töresinde zaten fazlasıyla vardır. Namusunun korunmasını ERİNDEN değil, ARINDAN alır diyen atasözümüz vardır. Çalışkandır, üretkendir. Ailesi, milleti ve yavruları için yapamayacağı fedakarlık yoktur. Bunu ilk ve en iyi bir şekilde gören ve fark eden M.Kemal’dir. Çanakkale’deki ölüme koşan yiğitleri işte bu analar emzirmiş, daha emzirirken, ninni söyleyerek, vatan-millet sevgisini aşılamış, ellerini kınalayıp, öperek göndermiştir askere! O şerefli kadın hazırdır, ya şehit anasıdır, ya gazi anası. Bu gerçekleri Atatürk her zaman en veciz bir şekilde ifade etmiştir:
“Kadınlarımızın her millette olduğu gibi bizim milletimiz için de ne kadar yüksek önemi olduğunu söylemeye gerek yoktur. Bizim milletimizde kadın bu önemi gerçekten en yüksek derecede kazanmıştır. Büyük atalarımız, onların anaları bunu tarihin ve olayların tanıklığı ile kanıtlamıştır. Bundan dolayıdır ki bu yolda birçok ERDEMLER göstermişlerdi. Bu ERDEMLERİN en büyüğü ve en önemlisi DEĞERLİ EVLATLAR yetiştirmeleridir. Yalnız Asya’da değil bütün dünyada, Avrupa’da büyük ezici kudret göstermeleri, çok parlak hareketler yapması, hep böyle değerli anaların ERDEMLİ evlatlar yetiştirmeleri, daha beşikten çocuklarının ruhuna MERTLİK ve ERDEM aşılaması sayesinde olmuştur.”
Ailenin ocağını ana tüttürür. Yavrularına sevgisini o verir. Geniş anlamda ailenin şerefini o korur. O kimsenin emri ve vesayeti olmadan hem şerefini korur, hem de çocuklarına şerefli, namuslu bir anı bırakır.
Buna karşılık ilahiyatçı, aslında düşünür bir fikir adamı olması gerekirdi, üstelik adının önünde Doç mi, Prof mu, bir de akademik unvan taşıyan biri, densizlik yapmış: “Kadın şayet açık-saçık giyinerek tecavüzü davet ederse suç biraz da kendisinde aranmalıdır….” demiş. Allah Allah! Bu ilkel düşünce ancak uygar olmayan cahillerin savunduğu bir şeydir. Bir zamanlar Kumluova’da (veya Karedere’de) bir turiste tecavüz eden saldırgan da aynı şeyleri söylüyordu. “Mayo ile görünce kendimi kaybettim” diyordu. O zaman ben bir yazı yazmış ve bu sapık banyoda anasını da çıplak görse saldıracak mı? demiştim. Tabii olmayacak bir şeydi. Ama yalnız çıplaklığın bu işe yetmediğini söylemek istemiştim. Bu konuda F.Rıfkı Atay (Times kıyılarında) adlı bir seyahat kitabında plajdaki mayolu çıplakları kastederek; “orada Türklerin aklına ilk gelen, İngilizlerin aklına son olarak geliyordu” diyerek uygar insanın edebini anlatıyordu. Evet edepli bir insan çıplak bir kadını görünce sadece haya duyar, cinsel arzu ile saldırmaz. Bu hareket hayvanlara, özellikle EŞEKLERE mahsustur…
Tüm Yazıları
- TÜRK DÜNYASINDA BİR ÇINAR DEVRİLDİ -2-
- TÜRK DÜNYASINDA BİR ÇINAR DEVRİLDİ
- MENDERES AİLESİSİNİN ACIKLI SONU VE HALK SEVGİSİ
- HER İKTİDAR İNSANA YATIRIMI ÖNE ALMALIDIR
- NASIL İNSANLAR OLDUK YARABBİ…
- MEHMET AKİF’İ 27 ARALIK’TA ANDIK
- MEHMET AKİF’İ 27 ARALIK’TA ANDIK
- NASIL İNSANLAR OLDUK YARABBİ…
- ÜÇ KOYUNU GÜDEMEYEN DEVLET ADAMI MI OLUR?
- CHP. ATATÜRK’ÜN PARTİSİYDİ, YA YENİ CHP.Yİ KİM KURDU?
- SEÇİMİN GALİBİ KİM? BİLENİNİZ VAR MI?
- BİR ZAMANLAR MAZİYE BAK NE KADAR ŞENDİK???
- DEMEK İNSAN BÖYLE OLUYORMUŞ…
- DİLİMİZİ SEVİYOR MUYUZ?
- 19 MAYIS’IN 92. YILINI KUTLADIK
- YABANCI DİL ÖĞRENMEK BİR ARAÇTIR-HİÇBİR ZAMAN AMAÇ OLAMAZ -2-
- YABANCI DİL SADECE BİR ARAÇ OLMALI ULUSAL BİR AMAÇ OLMAMALIDIR
- UYGARLIK SİMGESİ OLARAK GÖRÜNEN İNGİLİZLERİN ZALİMLİĞİ -2-
- UYGARLIK SİMGESİ GÖRÜLEN İNGİLİZLERİN ZALİMLİĞİ -1-
- CHP’NİN YENİSİ?
- YABANCI HAYRANLIĞI
- LİBYA’YA SALDIRAN HAÇLI KOALİSYONU–2-
- LİBYA’YA SALDIRAN HAÇLILAR -I-
- DAĞLIOĞLU ADINDA BİR ÖĞRETMENİMİZ VARDI
- ÇANAKKALE ZAFERİ
- NE YEDİĞİMİZİ VE NE YEDİRDİKLERİNİ BİLİYOR MUYUZ?
- KADINLARIMIZ VE KADINLAR GÜNÜ
- UMUT ŞU DAĞIN ARDINDA…
- TÜRK OLAN TÜRKÜM DEMEKTEN NİYE GOCUNSUN Kİ…
- HALKIMIZ ÖZGÜRLÜĞE DEĞER VEREBİLİYOR MU?
- TÜRK HALKI ÖZGÜRLÜĞÜ ANLIYOR VE SEVİYOR MU?
- ATATÜRK’E DUYULAN ÖLÇÜSÜZ KİN TÜRK KANI TAŞIYANLARIN OLAMAZ
- YAPILACAK SEÇİM MİLLET İÇİN UMUT OLABİLİR Mİ?
- ATATÜRK’Ü ANLAYABİLMEK (2)
- ATATÜRK’Ü ANLAYABİLMEK
- İNSANLAR NİYE AĞLARLAR?
- GÜLERİZ AĞLANACAK HALİMİZE
- ATATÜRK HİÇ BİR ZAMAN MİLLETİNE YALAN SÖYLEMEMİŞ, ALDATMAMIŞTIR



Adnan SARAL
Celal Bozkurt
Coşkun Karabulut
Nuri Kıvrak
Ömer Faruk Bilgili