YAZARLARIMIZ
Anket
Olağan Şüpheliler
Eskiden emniyet teşkilatının kolaycı bir geleneği vardı. Bir faili meçhul olduğunda suçluyu bulmak için mevcut delillerden hareket etmek yerine yapsa yapsa yine bunlar yapmıştır diye daha önceden aynı suçlardan sabıkası olanların ensesine çökülür ve ağızlarından bir itiraf cümlesi almağa çalışılırdı.
O günlerde komünizm bir numaralı resmi düşman sayılıyordu. Yurdumuzda birinci sıradaki olağan siyasi şüpheliler ise komünistlerdi. Bütün toplumsal olayların arkasında onların bulunduğu varsayılır, en ufak bir olayda bu kişiler toplanarak suçlarını itirafa zorlanırdı.
Komünist sistemin yıkılmasıyla birlikte olağan şüpheli siyasi kuruluşlar da değişti. Artık sol ve bölücü terörist gruplar ve bunlara ek olarak irticacı gruplar olağan şüpheli sayılmaya başlandı.
Özellikle 1989 yılından başlayarak bir dizi değerli aydın, devlet adamı ve silahlı kuvvetler mensubu faili meçhul cinayetlere kurban gitti. Suçlu olarak kurbanın kimliğine göre ya bir sol terörist grup, ya bölücü terör örgütü ya da aşırı dinci bir grup ilan edildi. Ancak gerçek katiller hiçbir zaman bulunamadı, çünkü bu cinayetleri işleyen karanlık güçlerin devletimiz içindeki uzantıları bunların bulunmasını engelliyordu.
Faili meçhul cinayete kurban gidenlerden biri de önceki gün ölümünün on sekizinci ölüm yıl dönümünde andığımız değerli yazar Uğur Mumcuydu. Siyasi görüşlerinin bütünüyle uyuşmasak bile en azından kendisinin dürüstlüğü ve vatanseverliği konusunda hiçbir kuşkumuz yoktur. Onun bir zamanlar Türkiye’de at oynatan karanlık güçlerle hiçbir ilişkisi olamayacağını, aksine bu güçlerin açığa çıkarılması için uğraş verdiğini de biliyoruz. Hatta son günlerde basından öğrendiğimize göre Mumcu o günlerde bu karanlık güçlerle Güneydoğu’daki bazı devlet görevlileri arasındaki ilişkileri öğrenmiş ve bunları zamanın Cumhurbaşkanı Özal ve Jandarma Genel Komutanı Eşref Bitlis’e anlatmış. Sonuç malum.
Birkaç yıldan beri Mumcu’yu anma törenlerini izliyorum. Bu törenlerde Mumcu’nun katillerinin bir türlü ortaya çıkarılamadığından dem vurulur ve sonra sıra Ak Parti hükümetine getirilerek hükümetin katillerin yakalanması için gevşek davrandığından şikayet edilir. Yani olağan şüpheli olarak iktidarı göstermek mümkün olamayacağı için en azından yandaşlıkla suçlanır iktidar.
Halbuki cinayetlerin arkasındaki karanlık güçlerin kimler olduğu, bu güçlerin içimizde kimlerle işbirliği yaptığı hiç bu gün olduğu kadar açığa çıkmamıştı. Terör örgütü lideri Öcalan’ı son kullanma tarihi dolduğunda yakalayıp devlete teslim eden ABD değil miydi? Birkaç yıldır Silahlı Kuvvetler bünyesinde oluşturulduğu iddia edilen cuntalarla ilgili çuval dolusu belge, ses kayıtları ve sair kanıtlar taksit taksit piyasaya çıkarılıyor. Devlet bütün istihbarat örgütlerini bu iş için görevlendirse bu kadar kanıt bu kadar sistemli bir şekilde ortaya çıkmaz. Olayların geçtiği iddia edilen 2003-2004 yıllarında hükümet bırakınız Silahlı Kuvvetlerde yapılan toplantıları gizlice dinlemeyi, belki de Başbakanlığın resmi telefonlarını bile doğru dürüst çalıştırmakta güçlük çekiyordu.
Şurasını hiç unutmayalım hiçbir NATO ülkesinde ABD’nin ilgisi ve bilgisi dışında bir cunta faaliyeti yapmak mümkün değildir. Anlaşılan şu ki özellikle Obama’nın başkan seçilmesinden sonra ABD politikalarında köklü değişiklikler oldu. Bir zamanlar güçsüz Türkiye- Büyük Kürdistan planına oynayan ABD ve İngiltere bu tasarıyı gündemden kaldırdı. Yoksa terör örgütü liderini Türkiye’ye teslim etmez, batmakta olan Türk ekonomisini kurtarmak için memuru Kemal Derviş’i tek yetkili olarak bize göndermezdi.
Bu ortamda faili meçhul cinayetlerin ve cuntaların en azından bu ülkelerin resmi makamları nezdinde kullanım dışı kaldığını var sayabiliriz. Böyle bir ortamda bu cinayet ve cunta örgütlenmeleriyle ilgili belgelerin zaman ve mekan uygun oldukça dışarıya sızdırılacağından kuşkumuz olmasın.
Şayet Uğur Mumcu’nun anısına biraz saygımız varsa onu andığımız her zaman bunu hükümeti suçlamak için bir fırsat olarak göreceğimiz yerde değişen uluslararası koşulları dikkatlice izleyip önümüzdeki fırsatları onun gerçek katillerini bulmak için değerlendirmek daha uygun olur düşüncesindeyim.
- Bu Gidişle Kayık İskelesi Zor Yapılır
- Veda Hutbesi
- Teknoloji Nereye Kadar?
- Taş Atan Çocukları Ne Yapmalı
- Karaçulha’ya Yeni Pazaryeri
- Kentsel Dönüşüm Nedir?
- Oylama Ne Zaman Yapılır?
- Muhalefet Türleri
- Siyasi Nezaket
- Kış Geliyor, PKK İnine, BDP Meclise
- Bir Babayiğit Aranıyor
- Toplu Konut
- ANIZ YAKMAK TOPRAĞA İHANETTİR
- Sayın Vekillerimize Başarılar Dileriz
- Kapatıyoruz… Türkiye’nin En Büyük(!) Perakende Mağazalar Zinciri
- Akan Su Yolunu Bulur
- “Ak Parti’ye Oy Verin Ama Anayasayı Değiştirecek Kadar Değil”
- Hayvancılık Öldü Mü?
- “Allah Beni Muhalefet Milletvekili Yapmasın”
- Kılıçdaroğlu Doğru Söylüyor
- İşini Bilen Adam
- Ali Boğa Niçin Yörük Kıyafeti Giyiyor?
- Yetkililer Neden Konuşmaz
- Yusuf Çaylı Nereye ?
- 1 Mayısı Karıştıramayız, Bari YGS’ ye Parmak Atalım
- Değirmenin Suyu Nereden Gelecek
- Bu Kadar da Tesadüf Olmaz
- Yayla Yolu Yeniden
- Üzümlü’de Neler Oldu?
- Müddei İddiasını İspat İle Mükelleftir
- Korkularla Yaşamak
- Eğitim Çıkmazımız
- Fethiyeli İş Adamları Dünyaya Açılıyor
- MHP’de Adaylık Yarışı
- Desteksiz Atışlar
- İlle de Nükleer Enerji
- SIRA DIŞI ADAYLAR, SIRADAN ADAYLAR
- Düğünler, Düğünlerimiz
- DEZENFORMASYON
- Siz Olsanız Ne Yapardınız?
- Başbakan Erbakan! Şakadan!
- Hollanda’yı Fethiye’ye Getirdik
- Çevrenin En Büyük Düşmanı Yine Bir Kısım Çevreciler
- Mahalle Baskısı
- Siyaset Medya Etkileşimi
- Beleş Yaşamak
- Hastaneler Niçin Kalabalık
- Seçim Yaklaşıyor, Hayat Duracak Mı?
- Yine Plansız, Projesiz İşler Yapılıyor
- Eren Dağı Kayak Merkezi Açıldı
- Olağan Şüpheliler
- Kaçak İnşaatlar ve Çözüm Yolları
- İki Olay, İki Mesaj
- Dalları Limon Bastı
- Fethiye’de Üniversite
- Partilerin Aday Belirlemesinde Hemşehrilik Unsurunun Katkısı
- Hırsızlara Ne Yapmalı
- Yeni Yılda Siyasi Partileri Bekleyen Tehlike: Popülizm
- Çevre Savurganlığı
- Yeni Muhalefet Taktikleri



Adnan SARAL
Celal Bozkurt
Coşkun Karabulut
Nuri Kıvrak
Nuri Kuzugüdenlioğlu
Ömer Faruk Bilgili