YAZARLARIMIZ
Anket
Korkularla Yaşamak
Bir zamanlar milletin tek bir korkusu vardı: Kominizm. Aslında sözcüğün doğru yazılışı komünizm şeklinde olmalıdır. Ama bizi korkutan büyüklerimiz nedense bu lafı doğru söyleyemez, hep kominizm derlerdi. Biz komünizmin ne olduğunu bilmezdik aslında. Onu bütün kötülükleri bünyesinde barındıran bir canavar olarak tahayyül ederdik. Kimimize göre o boynuzlu, kuyruklu, ağzından ateş çıkaran bir ejderha biçimindeydi. Komünizm Rusya’da kök salmıştı. Demek ki Ruslar da çok kötü insanlardı. Belki de bunun tersi geçerliydi. Yani Ruslar kötü olduğu için onların seçtiği yönetim biçimi olan komünizm kötüydü. Orasını bilemem.
Bizim için bu kadar kötü olan bir şeye karşı milletçe uyanık olmalıydık. Atatürk ne demişti “Türk milletinin en büyük düşmanı komünizmdir, her görüldüğü yerde ezilmelidir”. Belki de böyle bir laf etmemişti Atatürk ama hepimiz onun böyle konuştuğuna inandırılmıştık. Bir zamanlar İstanbul’un Karadeniz kıyısında plajlarıyla ünlü Kilyos kasabasına gitmek için izin kağıdı gerekirdi. Oraya izinsiz gidilirse karşı kıyıdaki kominist Ruslarla telsiz konuşması yapıp onlardan kötü fikirler alır vatandaş diye düşünmüştü büyüklerimiz. Hani utanmasalar poyraz rüzgarı da kuzeyden esiyor, poyraz estiği zaman pencereleri kapalı tutun da komünist cereyan girmesin filan diyeceklerdi ama bu komedi o kadar uzun sürmedi. Çünkü aramızda bazı kişiler komünizmin bir cennet olduğuna inanıyor, tam tersi yönde propagandalar yapıyordu.
Yine de büyüklerimiz onu uygulayan ülkelerde yıkıldığı 1990 yılına kadar bizi komünizmle korkutmaya devam ettiler.
Komünizmin yıkılışı en çok bizi onunla korkutan büyüklerimizi tedirgin etti. Çünkü artık milleti korkutacak bir şey kalmamıştı ellerinde. Bu sırada terör örgütünün doğu ve güney doğu illerimizde başlattığı ayrılıkçı terör imdada yetişti. Bu sefer de Kürtler ülkeyi bölecek diye insanlarımızı korkutmaya başladılar. Vatandaşlarımızın bir bölümünü diğer bölümüyle korkutarak yönetimlerinin sürdürmeye devam ettiler. Her şehit cenazesi geldiğinde “Şehitler ölmez, vatan bölünmez” diye insanları sokaklara döktüler. Onlar da terör örgütünü pazarlayan dış güçlerin sokaklarda bağırıp çağıran insanları görüp bu işi bırakmayacağını biliyordu. Ama bu işin böyle sürmesi her iki tarafın da işine geliyordu.
Milleti Kürtlerle korkutmak büyüklerimize yetmemiş ki 1997’den sonra bir de irtica korkusunu pazarlamaya başladılar. Ve bu da korku imparatorluğunun sonunu getirdi. Yüzde doksan dokuzu Müslüman olan bir ülkede insanları İslamın bir yönüyle tehlikeli olduğunu iddia ederek korkutamazsanız. Acayip kılıklı adamların ellerine sopa verip sokağa salarsanız millet bunlardan korkmaz ama sizinle dalga geçer. Nitekim de öyle oldu, milletin korkmasını istedikleri adamlar oyların yarısını alıp iktidara geldi.
Korku tüccarlarının uslanacağı yok. Şimdi de ABD ve AB’yi düşman olarak ilan ettiler. Fakat bunu açıkça söylemeye cesaret edemedikleri için el altından, deşifre olmuş bir takım elemanlarına yaptırıyorlar. Artık en büyük düşmanımız ABD ve AB.
Bunu yaptıran büyüklerimiz kendileri ABD’ye gidip aslında biz sizi çok seviyoruz, ama iktidardakiler irticacı, gizli gündemleri var, sizleri kovup yerinize İranlıları falan getirecek diye akılları sıra Amerikalıları korkutmaya çalışıyorlar. Bu arada çocukları da bir zamanlar kominist dediklerinin çocuklarıyla Antalya’da lüks otel odalarında tatlı hayat yaşıyorlar.
Peki ya bu korku tüccarları her gün değişik korkular icat ederek bizi yönetmeyi sürdürecek. Biz korkmamayı öğreninceye kadar. Büyüklerimizin bize yüz yıldır öğütlediği içine kapanık, edilgen toplum olmaktan vaz geçinceye kadar. Tarihimize şöyle bir baksak bunu nasıl yapacağımızı anlarız.
- Bu Gidişle Kayık İskelesi Zor Yapılır
- Veda Hutbesi
- Teknoloji Nereye Kadar?
- Taş Atan Çocukları Ne Yapmalı
- Karaçulha’ya Yeni Pazaryeri
- Kentsel Dönüşüm Nedir?
- Oylama Ne Zaman Yapılır?
- Muhalefet Türleri
- Siyasi Nezaket
- Kış Geliyor, PKK İnine, BDP Meclise
- Bir Babayiğit Aranıyor
- Toplu Konut
- ANIZ YAKMAK TOPRAĞA İHANETTİR
- Sayın Vekillerimize Başarılar Dileriz
- Kapatıyoruz… Türkiye’nin En Büyük(!) Perakende Mağazalar Zinciri
- Akan Su Yolunu Bulur
- “Ak Parti’ye Oy Verin Ama Anayasayı Değiştirecek Kadar Değil”
- Hayvancılık Öldü Mü?
- “Allah Beni Muhalefet Milletvekili Yapmasın”
- Kılıçdaroğlu Doğru Söylüyor
- İşini Bilen Adam
- Ali Boğa Niçin Yörük Kıyafeti Giyiyor?
- Yetkililer Neden Konuşmaz
- Yusuf Çaylı Nereye ?
- 1 Mayısı Karıştıramayız, Bari YGS’ ye Parmak Atalım
- Değirmenin Suyu Nereden Gelecek
- Bu Kadar da Tesadüf Olmaz
- Yayla Yolu Yeniden
- Üzümlü’de Neler Oldu?
- Müddei İddiasını İspat İle Mükelleftir
- Korkularla Yaşamak
- Eğitim Çıkmazımız
- Fethiyeli İş Adamları Dünyaya Açılıyor
- MHP’de Adaylık Yarışı
- Desteksiz Atışlar
- İlle de Nükleer Enerji
- SIRA DIŞI ADAYLAR, SIRADAN ADAYLAR
- Düğünler, Düğünlerimiz
- DEZENFORMASYON
- Siz Olsanız Ne Yapardınız?
- Başbakan Erbakan! Şakadan!
- Hollanda’yı Fethiye’ye Getirdik
- Çevrenin En Büyük Düşmanı Yine Bir Kısım Çevreciler
- Mahalle Baskısı
- Siyaset Medya Etkileşimi
- Beleş Yaşamak
- Hastaneler Niçin Kalabalık
- Seçim Yaklaşıyor, Hayat Duracak Mı?
- Yine Plansız, Projesiz İşler Yapılıyor
- Eren Dağı Kayak Merkezi Açıldı
- Olağan Şüpheliler
- Kaçak İnşaatlar ve Çözüm Yolları
- İki Olay, İki Mesaj
- Dalları Limon Bastı
- Fethiye’de Üniversite
- Partilerin Aday Belirlemesinde Hemşehrilik Unsurunun Katkısı
- Hırsızlara Ne Yapmalı
- Yeni Yılda Siyasi Partileri Bekleyen Tehlike: Popülizm
- Çevre Savurganlığı
- Yeni Muhalefet Taktikleri



Adnan SARAL
Celal Bozkurt
Coşkun Karabulut
Nuri Kıvrak
Nuri Kuzugüdenlioğlu
Ömer Faruk Bilgili