YAZARLARIMIZ
Anket

Adnan SARAL
BİR ŞEY YAPMAK
BİR ŞEY YAPMAK
İnsan yaratılış gereği en mükemmel varlıktır. Bu mükemmeliyetten dolayı çok farklı ve çeşitli yeteneklerle donatılmıştır. Yetenek çokluğu ve çeşitliliği kadar da görev ve sorumluluk sahidir. İnsana düşen bu çeşitlilik ve farklılık içinde kendi ilgi ve yeteneklerini keşfetmek, bu ilgi ve yeteneklerle çevre şartları içinde en uygun meslek ve ilgi alanına yönelmektir.
İnsan olmak, bu keşif ve seçimi yapmayı kaçınılmaz kılar. Çünkü insan kadar dünya vardır. Herkes bir birinden farklı olduğu gibi kendi içinde de sürekli bir değişim içindedir. Bu çizgide kendimize uygun bir alan ve yöntem belirlemeliyiz. Bunu yapamayanlar “ Ne olursa yaparım, her iş elimden gelir,” ifadesini kullanırlar. Bu ifade kişinin beceri ve başarı düzeyini açık eden bir cümledir.
Ben kimim, nereden geldim, nereye gidiyorum sorularını sık sık kendimize yöneltiriz. Bu sorulara cevap verebiliyorsak arkasından ben hangi işi seviyorum ve sevdiğim işler konusunda ne kadar yetenekliyim, diyebilmeliyiz. Bu sorulara vereceğimiz cevaplar, özenti ve komplekslerle değil gözlem ve araştırmalarla verilmiş olmalıdır. Aradan yıllar geçtikten sonra meslek değiştirmek veya mesleksiz yaşamak kendimize ve çevremize karşı bir sorumsuzluktur.
Seçimimizin ne olduğu kadar niçin seçtiğimiz de önemlidir. Yeryüzünde her mesleği beceren de her meslekte başarısız olan da vardır. Bu başarı ve başarısızlığı getiren işimizi ve yönümüzü seçme sebebimizdir. Neden yapıyorum? Niçin çalışıyorum? Eğer bir iş veya mesleği icra ederken amacımızın insan ve insanlık olması gerekir. Bunun tersine rakibimiz insan ve amacımız bu insanların omuzlarına basarak kendi adımıza zirvede oturmak olursa bizim başarımız bir başkasının hezimetini zorunlu kılar. Biz de bir diğerini ezdikten, mağlup ettikten sonra kendi başarımızın tadını çıkaramayız. İşimizin başarısı rakiplerimizin başarısızlığı üzerine kurulmamalıdır. Yan komşumuzla aynı işi yapıyorsak o bizim rakibimiz değil meslektaşımızdır. Biz komşumuzdan deneyim, sevgi, yardım ve moral almalıyız. Omuz omuza verip işimizin zorluklarını ve nimetlerini paylaşarak işimizi yürütmeliyiz. Günümüz için masallaşmış bir gerçek de olsa Fatih Sultan Mehmet zamanında İstanbullu esnaf:” Ben siftahımı yaptım, komşumdan alırsanız memnun olurum.” İfadesini kullanırdı. Pazaryerleri emin yerlerdi. Her yerde güven vardı. Bugün bunlara iç geçirmek yerine kendimize göre bu güzelliklere yeniden hayat vermeye çalışmalıyız. En azından aynı işi yapan meslektaşımıza hayırlı işler diyebiliriz. Sevgi gösterip güven duyabiliriz. Bayramda ziyaret edip zor günlerinde yanında olabiliriz. Meslekten kazandığımız paradan daha önemlisi gönül almak ve gönle girmektir.
Bu zamanda her şey rayından çıkmış, artık hiçbir şey eskisi kadar güzel olmaz, kimseye güvenemeyiz gibi kabus cümleleri yerine hatalar ve kötülüklerden daha fazla olmak üzere her insanın yüreğinde iyiliklere karşı bir duyarlılık ve güzelliklere karşı da bir tutku olduğunu hatırımızdan çıkarmamalıyız.
Her insansın yüreğinde senin yüreğindekilerle buluşmak isteyen sevda dalgaları vardır. Yeter ki onları karamsarlık dalgakıranları ile iz üstü geri döndürme. İnsan olmanın gereğini yerine getirmemiz için her şey hazır.



Celal Bozkurt
Coşkun Karabulut
Nuri Kıvrak
Nuri Kuzugüdenlioğlu
Ömer Faruk Bilgili